9 Temmuz 2014 Çarşamba

Olduğu Kadar, Olmadığı Kader !

Hafta sonları ve hafta içi akşamları kendimiz dışarı attığımız zamanlarda nerde bir yeşillik görsek üstüne yayılmak gibi bir huy geliştirdiğimiz doğrudur. Ankara'da yeşillik fazla olmadığından görünce kendimizi tutamayıp dibini görüyoruz. Hem Güneyto için de iyi oluyor, bol bol eğleniyor, oksijenini alıyor.


Güney yürümeye başladığından beri evlere girmez oldu diyebilirim. Günde en az iki kez parka indiriyor Semra teyzesi. Akşamları işten döndüğümüzde bizi kapıda karşılıyor kuzum. Akşama pertingen olmasını beklerken, enerji patlaması yaşayıp bir posta da evde bizimle (en sevdiği oyun saklambaç olmayaydı iyiydi) oynuyor. Artık çok özlüyor bizi ve bunu belli ediyor, sabahları evden çıkarken de ağlamaya başladı :( Oyunlar bitince banyo yaptırıp yatır derken bir bakıyorum saat 22:30 olmuş. O saatten sonra da günlük rutin ev işleriyle meşgul oluyorum. Oldu mu sana saat 23:00 :) Uyku gözlerimden akarken iki satır bir şeyler okumadan yatmayayım diyerek okuma lambamı açıyorum ve 23:15'de uykuya teslim oluyorum :) Ey fani bugün kendin için ne yaptın dersen, bol bol boş zaman hayali kurdum bir de "tembellik hakkım" için savaşmam gerektiğini 1653. kez kendime  hatırlattım.

Hayat ne kadar hızlı akıyorsa, ben o kadar yavaşlamak istiyorum. Güney göz açıp kapayıncaya kadar 1 yaşına geldi. En tatlı zamanlarında onu yeterince sevemeden büyüyüp gidiyor. Ona her baktığımda kendimi bu şekilde hayıflanırken buluyorum, sonra sağlam sövüyorum sisteme ve sorumlu saydığım her şeye. Sonra "çalışan annenin dramı" adında bir kitap mı yazsam diyorum :)

Ez cümle bu sebeptendir her gördüğümüz yeşilliğe sulanmamız, kendimizi sürekli dışarlarda bulmamız, her gün tatilin hayalini kurmamız, her şeyi ailecek yapmak istememiz...

Sevgili okur, açık söylemek gerekirse Temmuz ayı küçüklüğümden beri tatilde geçtiği için, izinlerimi de genelde Temmuzda aldığım için, iş başında olmak neredeyse hayatı sorgulamama neden oluyor :) İç sesim sürekli annemin her yaz başıma kaktığı gibi öğretmen olmam gerektiğini iğneleyip duruyor alttan alta...

İnsan çocuğu olunca daha iyi anlıyor tatilin kıymetini, tatil demek aslında en başta çocuğunla daha fazla vakit geçirmek demek...hiçbir zaman çalışmamayı tercih etmedim ama tatili bol olan bir meslek fikri şimdilerde kulağa çok hoş geliyor.

Elbetteki her şeye güzel tarafından bakmakta fayda var, güzel bir taraf bulabilirsek tabi :)

Ben de içinden çıkamadığım böyle durumlarda klişelere sığınıyorum, teselliyi orda buluyorum:
Artık olduğu kadar, olmadığı kader !!


Öpücük göndermeden bir saniye önce

Köşe kapmaca oyunu Güneytodan sorulur


 "Çimleri yememin ne gibi bir sakıncası olabilir anni?"

Baştacısın dedim tepeme çıktı :)


 Cee-ee adlı alet edevat istemeyen kişilerden ve mekandan bağımsız milli çocuk oyunumuz.

 UFO gören masum köylü, şaka şaka uçak gören masum köylü



 Çekirdek aile selfisi


Favorim ! sokulmasını yediğim













4 yorum:

aslıhan balkan dedi ki...

Fatoş nasıl becerdin Güney tam senin kopyan :) Defnoş'u herkes babaya benzettiği iiçin acım çok büyük anlıyor musun?!?!?!? Çok öperim ikinizide :)

fatoş bentli dedi ki...

İlk çocuklar babaya benzer diye bir teorim vardı benim doğurmadan önce, teorimi kendim de çürüttüm resmen :))
Üzülme Aslıcım ikinci sana benzeyecek, emin ol :)) çok öperim defnoşu ve seni ♥

Meltem Kocaman dedi ki...

Merhabalar blogunuzu etkinlik sayesinde keşfettim :) Bana da beklerim mutlaka henüz çok yeniyim ama..
Bu arada oğlunuz çok tatlı maaşallah nazar değmesin..
Sevgilerimle..
http://somurtkansirine.blogspot.com/

fatoş bentli dedi ki...

Teşekkürler Meltem hanım, hemen tıklıyorum blogunuza :)

 

TRİŞKADAN NAĞMELER Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template