5 Kasım 2014 Çarşamba

Bir Memeden Kesme Hikayesi

Dünya üzerinde bir bebeğin anne sütü alma şansının olması kadar eşşiz ve güzel başka bir şey yoktur herhalde... Ama işte "her güzel şeyin bir gün mutlaka sonu gelir" mottosu yine işliyor ve o gün geldiğinde tüm bebekler hayattaki her güzel şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini öğreniyor. Bizim için de 2014 Ekim'inin son haftası bu gerçeği idrak etme, yaşama ve alışma dönemiydi. Çoğunlukla oğlumdan bahsederken "biz" yerine (bebeklerin ve çocukların bir birey olabilmesi için kendilerine ait zamirlerin kullanılmasına dikkat etmek adına), "Güney", "Güneyto" veya "oğlum"u kullanırım. Bir önceki cümlede geçen "biz" gerçekten çoğul olarak ben ve Güney anlamında. Çünkü bir memeden kesme hikayesinde ruhsal veya fiziksel açıdan etkilenen taraf sadece bebekler değilmiş onu anladım.



Gelelim asıl mevzuya. 29 Ekim tatilinden faydalanmayı kafaya koymuştum, önceleri nerelere gitsek diye sağa sola bakınırken tatili biraz daha uzatıp annemlerin yanına kaçmaya karar verdim. Annem ve kız kardeşimin "Güneyi çok özledik" feryatları da bu kararımda etkili olmadı değil :) İyi ki de gitmişim diyorum şimdi dönüp baktığımda. Giderken aklımda Güneyi memeden kesme fikri yoktu, bu karara oradayken vardım.

Yaklaşık bir buçuk günlük düşünüp karar verme aşamasından sonra, en iyi zamanın içinde bulunduğum an olduğuna karar verdim. Çünkü bundan sonra uzun bir süre bu kadar uzun tatilim olmayacak ve eğer şimdi bunu yapmazsam en azından 2 yaşına kadar beklemem gerekecekti. Ve benim bunu bekleyecek ne enerjim ne de sabrım kalmıştı. Emzirmek dünya üzerindeki en eşşiz duygu derken bunun iki tarafında isteğiyle, karşılıklı memnuniyet standartlarında gerçekleştiği takdirde geçerli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Taraflardan biri için artık bu durum zorlama haline geldiyse olaylar hızla bir kabusa dönüyor. Bu kararımı duyan birçok kişi "aaa en azından 2 yaşına kadar emzirseydin, bu kadar dayanmışsın ne kaldı ki" yorumları yaparken gözleriyle beni tasvip etmeyerek oracıkta hükmümü veriyordu. Bu kadının kadına yaptığını da hiç bir zaman aklım almıyor. O sorgulayan bakışlar, "doğal annelik" jargonu altına gizlenmiş mahalle baskısı ve daha nicesi için ayrı bir post yapmam gerekir sanırım. Bunlara hiç takılmadım. Bir anne bebeğini nasıl ki kendi sütüyle beslemeyi tercih edip etmemekte özgürse, buna ne zaman son vereceğine de karar verirken bir o kadar özgür olmalı bence. 

Güney'in ilk çocuğum olması, tecrübesizliklerim, acemi bir anne oluşum, çalışıyor olmam ve büyük oranda ona kıyamadığım için bile bile bazı yanlışlara lades dediğim çok oldu. Bunlardan biride memede uyutmak. Uyku eğitimi işini beceremeyince memede uyuma kısmı çok kolay bir şekilde kendiliğinden gelişmişti. İlk zamanlar rahat gibi gelse de sonradan bu durum büyük sıkıntılar yarattı. Güney 17 aylık olmasına rağmen geceleri bir yenidoğan gibi bazen 1 bazen 2 saatte bir uyanıyordu. Uykuya daldığında memeyi ağzından çektiğim an uyanıyor feryadı basıyor tekrar memeyi alınca uyuyordu. Yatağına koymak ne mümkün ! Kucağımda uyuduğu ve benim iki büklüm omuzlarım tutulmuş halde koltukta pineklediğim gecelerin sabahı da takdir edersiniz ki çok iç açıcı olmuyordu. Böyle uykusuz, gergin ve sinir harbiyle geçen, zombi gibi gezdiğim günler bana bu işi bitirmem gerektiğinin mesajlarını veriyordu. İlk günden beri sütüm çok fazla olmadı ama Güney emdiği için az miktarda da olsa geliyordu. Güney'in meme sevdası aslında süt için veya acıktığı için değil, bir tatmin olma meselesiydi. Beni yalancı emzik gibi kullanıyordu. Ve ben fedakar anne rolümü bu noktada sonlandırmaya karar verdim. O gergin gecelerimin sonucunda ortaya çıkan stresi çocuğuma yaşatacağıma, ikimizde sağlıklı bir uyku uyuruz ve daha mutlu oluruz dedim. Her anne bebeği için en iyisini düşünür ama bunu o sorgulayan bakışların sahipleri görmezden gelir.

29 Ekim tatilini haftasonuyla beraber 9 güne çıkarmıştım. Hem annemlerin yanında olduğumuz için kalabalıkta sevgiye boğulduğu bir ortamda olması, hem de benim onun yanında olabileceğim bir dönemde bu işe başlamanın doğru olacağını düşündüm. Çünkü meme olayı bitince benim onu bıraktığımı, terk ettiğimi düşünmesini değil, sadece memenin bittiğini anlamasını istiyordum. Bu sebeple bu işi asla kaçarak veya onunla daha az zaman geçirerek yapmayı hiç düşünmedim. Başladım internetten araştırmaya, tecrübeli anne arkadaşlarımdan görüş almaya... Sağolsun arkadaşlarımın desteğini hep hissettim. Neticede memeden kesme yöntemi olarak elde ettiğim bilgiler beni çok tatmin etmese de bir yöntemde karar kılmak ve kararlı bir şekilde uygulamak zorundaydım. Herkes memeye bir şeyler sürerek (salça, sirke vb) bıraktırmanın doğru olmadığını psikologların bunu uygun görmediğini belirtiyor fakat kimse yerine alternatif olarak neler yapılabileceğinden bahsetmiyordu. Yaş itibariyle 17 aylık olduğu için sadece konuşarak, anlatarak bu meseleyi halletmek ise imkansızdı. Hoş onu da denedim ama işe yaramadı. Ben de aktarlarda bulunan Sarı Sabır Taşı'nı memeye sürerek bıraktırma yönteminde karar kıldım. Ama sanırım bu yöntemi yanlış uyguladık :) Sarı sabır taşını sürdüm fakat biraz koyu sürmüşüm, Güney görünce ağladı meme uf olmuş dedi. Aslında normalinde memeyi emip tadını beğenmeyip bırakması gerekiyordu. Ufak bir hatayla da olsa Güney memeyi öyle görünce bir daha emmek istemedi. Dolayısıyla salça sürmekle sarı sabır taşı sürmek arasında bir fark olmadı bizim için. Yanlış olduğu belirtilen bu yöntemin baya etkili olduğunu gördüm ve şaşırdım açıkçası. Tek tesellim 2 yaşından önceki yaşadıklarının kalıcı hafızaya kaydedilmiyor olması :) 2 yaşından önce sağ beyin aktif olduğu için bu yaşadıkları beden dilinde kalıcı oluyor. 2 yaşından sonra sol beyin aktifleştiği için kalıcı hafıza devreye giriyor ve bu süreçten sonra yaşadıklarını hatırlıyorlar.

Güney memeyi bu şekilde görünce bana bir şey oldu sanıp sürekli gelip beni öptü, sarıldı vs. Bende bu dönemde bana bir şey olmadığını sadece artık memelerin uykuya daldığını, sütünü bardaktan veya biberondan içeceğini anlattım, hem de her sorduğunda usanmadan. Yavaş yavaş gün içinde sorma sıklığı azaldı ama neredeyse 10 günden fazla oldu hala günde en az bir kere soruyor. Her seferinde durumda bir değişiklik var mı diye soruyor bir nevi kontrol ediyor aslında anlıyorum. Ben de aynı kararlılık ve ısrarla bir değişiklik olmadığını aktarıyorum kendisine.

İlk gün memeyi öyle görünce morali bozulduğu için öğlen uykusuna yatmadı memesiz uyumayı bilmiyordu çünkü. Onun için meme demek uyku demekti. Ve gecesinde özellikle yorarak geç yatırdım uykuya dalma güçlüğü çekmesin diye, zaten resmen bayıldı. Amacım yanına yatarak uyumasını sağlamaktı ama direk benden kopmuş gibi hissetmesin diye ilk günler oturarak kucağımda uyuttum sonra yatağa koydum. Kucağımda uyurken boynumu falan emmeye çalıştı, boynuma sokulup uyumak istedi, bu anlar çok zordu gerçekten. Annem bize, Güney kanepe vs den düşmesin diye yer yatağı hazırlamıştı, orada birlikte yattık bu süreçte. Bunun da çok iyi olduğunu düşünüyorum. Gece uyandığında beni yanında gördüğü için daha iyi oluyordu. Mızırdanmalarına, ağlama krizlerine dönüşmeden müdahale edebiliyordum. İlk gece hiç uyanmadı, ama sabah 7'ye çeyrek kala ayaktaydı, hiç ikiletmedim uyku saatlerini sonra hallederim, önce şu meme olayına bir alışsın dedim ki nitekim de öyle oldu. İkinci gün öğle ve gece uykusuna yine kucağımda daldı, yine çok yordum ve geç yatırdım. İkinci gece sabah 5 gibi uyandı ağladı ama asla meme diye ağlamıyordu. Sanki olmadığını anladım ama niye der gibi isyan der gibi :) ağlıyordu. Yine piş pişledim uyudu. ve hep su verdim bu uyanmaları esnasında. 

Sonra evimize geldik. Kendi yatağında yatırmaya başladım. Uyku rutinini oluşturmuştuk artık. pijamalar giyilecek ve biberondan içmesi için birlikte süt ısıtacaktık. Sütü ısıttıktan sonra eline veriyorum biberonu kendi içiyor. Tabi arada destek atıyorum, çünkü biberonu ters çevirip sütü her yere boca etmeye bayılıyor kendisi :) Sonra yatağına gidiyoruz. Bende yanına yatıyorum, uydurma masallar anlatıyorum (aslında tam uydurma sayılmaz, yatak koruyucusu üzerindeki şekillerden esinleniyorum :) ve biraz yatakta dolandıktan sonra uykuya dalıyor. Bazen bu süreç uzuyor, ozaman kucağımda piş pişliyorum. Memeyi bırakma olayından sonra Güney de, yatarken evde herkesin yattığından emin olma davranışı gelişti. Tek tek evde kim varsa soruyor uydu mu diye. Tüm ışıkların kapalı olması lazım inanması için. Yoksa yataktan çıkıp ışığı açık olan odaya gitmek istiyor. Bizde şimdilik onun isteklerine uyuyoruz, ışıklar kapanıyor. Güney uyuduktan sonra açılıyor :) Bazen babasını soruyor, onun da yatış merasimine eşlik etmesini istiyor. Bu zamanlarda babasının uyutması daha iyi oluyor.

Neticede anne sütü ve meme olayı bitti bizim için. Bu süreçte araştırdığım her kaynakta annenin de kendisini hazır hissetmesinin öneminden bahsediyordu. Son zamanlarda çok zorlaştığı için emzirme konusu, benim açımdan çok kolay olur sanmıştım. Ama öyle olmuyormuş sevgili okuyucu. 

Farklı tarifsiz bir ruh hali. Hem bırakmak istiyorsun hem o bağın kopmuş olmasından dolayı için bir garip oluyor. Eninde sonunda bırakacaktı diyorsun...falan derken ne kadar zorluğunu yaşamış olursan ol, gerçekten çok özel bir şeyi sonlandırmış olmanın hüznü çöküyor omuzlarına. Annelik değil mi işte, gel-gitlerle dolu ilginç bir müessese.

Tabi bu işin bir de fiziksel zorluk kısmı var anne için. Memede biriken sütün sağılması gerekiyor, yoksa ateş yapıyormuş. Ama dedim ya benim çok az sütüm olduğu için böyle bir sorun yaşamadım. İki gün el pompası ile sağdım ve çeyrek çay bardağı süt çıktı iki memeden :) Sonra sağmadım ve öylece bitti. Tabi o sütleri de içirirken "bunlar son anne sütlerin Güneyim, doya doya iç" duygusallığına da bağlamadım değil :)) Artık oğlum büyüyordu, bu gerçek tokat gibi bir kez daha yüzüme çarpıyordu...

Umarım tüm bebekler ve anneleri için kolay ve az sancılı bir memeden kesme süreci yaşanır. Hayattaki ilk sınavını veren Güneyto için bundan sonrası çok daha güzel olsun...

12 yorum:

benguk dedi ki...

Ne kadar güzel anlatmışsınız süreci ve hissettiklerinizi, bir solukta okudum, elinize sağlık.

AnnesininKuzusu dedi ki...

Ohh canım, haydi hayırlı uğurlu olsun bakalım güzelce atlatmanıza sevindim.. Bu arada o herşeyi çok bilen arkadaşlar,teyzeler,vs.ler de olmasa nasıl karar vericektik çocuğumuzla ilgili şeylere demi? Korkarım ki hiç bir zaman bitmeyecekler :/ neyse sizin için böyle güzel sonlanmasına sevindim,güneytomu çok öperim ;)

fatoş bentli dedi ki...

@benguk teşekkür ederim, içimden gelenler bunlardı :)

fatoş bentli dedi ki...

@annesininkuzusu Ah Nurgülcüm çok haklısın çok bilenler her zaman her yerdeler, iş yerinde, yakın çevremizde, akrabalarımız içinde...bitmeyecek walla :) teşekkür ederiz kuzum. Seni ve Kuzeytoyu kocaman öpüyoruz.

aslıhan balkan dedi ki...

Fatoşcum çok zor bir süreç bu senin içinde, öyle ya da böyle geçip gidiyor ama etkisi anneden hiç geçmiyor. Ben hala özlerim emerken gözlerimin içini delen bakışlarını :) Sarıl sıcacık oğluşuna daha kuvvetli ilaç yok :) öperim ikinizi de.

fatoş bentli dedi ki...

@aslıhan çok haklısın canım, hiç gözümün önünden gitmiyor o delici içime işleyen bakışlar :(
tek teselli sarılmak öpmek doyasıya, bu farklı duyguyu bastıracak başka birşey yok. desteğin için sana ayrıca teşekkür ederim, öperim.

Gulsah Meral dedi ki...

Benim oğlum kendisi bıraktı. Halbuki sütüm geliyordu. Anlamadım gerçekten . Birden tiksindi. Siz de çok güzel anlatmışsınız.
Bloğumu ziyaret ederseniz sevinirim. Sevgiler. :)

gooogoook dedi ki...

Annelik henüz yaşamadığım bir duygu olsa da, kızkardeşimden biliyorum. Kolay değil. Duygularını öyle içtenlikle aktarmısın ki, kendim de anneymişim gibi hislendim. Gerçekten annelik son derece yoğun duygular barındıran en zorlu ve en tatlı durumlardan biri görünen o ki;))

fatoş bentli dedi ki...

@gooogoook sevgili Handancım aynen dediğin gibi annelik böyle bir şey işte :) ama dönüp baktığında hep güzel yanlarını hatırlıyorsun, hem yüzün gülerek anımsıyorsun geçmişi, sevgiler....

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Şuan oğlum 18 aylık ve emerek uyuyor. Sizin yaşadıklarınızın tıpatıp aynılarını yaşıyorum şuan ve sütten kesebilmek için kendi gücümü toplamaya çalışıyorum. Şuan kendimi o ağlamalara karşı koyacak güçte de bulamıyorum ama boyun ve sırt ağrılarım da beni bezdirdi artık:( umarım ben de sizin gibi kolay bir şekilde atlatırım bu süreci. Yazınız yalnız olmadığımı bir kere daha hatırlattı bana. Teşekkürler:)

fatoş bentli dedi ki...

@adsız o gücü kendinizde hissettiğiniz an geri dönmemek üzere bu yola çıkarsınız inş. Çünkü arada kararsızlık yaşayıp geri dönsem mi dediğim anlarda oldu ve çok direndim. Kararlı olun ve bunu ona hissettirin. Kolay değil, ama sonrasında ikinizde daha mutlu olacaksınız. Umarım başarıyla atlatırsınız. Sevgiler.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
 

TRİŞKADAN NAĞMELER Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template